Hamilelikte Beslenme

Okuma Süresi 3 dk, Ezgi Gürer

BİZ NE TÜKETİYORSAK ONUNLA BESLİYORUZ

Hamilelik; konsepsiyondan doğuma kadar maternal metabolik düzene, fetal büyüme ve gelişmenin eklendiği fizyolojik ve metabolik değişikliklerdir. Hamilelikle birlikte kadın bedeninde bazı değişiklikler meydana gelir ve bu değişikliklerle birlikte, kadın hem kendisinin hem de bebeğinin gereksinmelerini karşılayabilmek için bu dönemde beslenmesine fazlaca dikkat etmelidir.

Hamilelik süresince maternal fizyolojik gereksinimleri karşılamak, maternal besin öğesi depolarını korumak, optimal fetal büyüme ve gelişmeyi sağlamak, laktasyon performansını arttırmak için yeterli ve dengeli beslenilmelidir.

Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda hem maternal hem de fetal bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların başında da ağırlık kazanımlarında sorunlar, gestasyonel diyabet, anemi, kemik bozuklukları, intrauterin büyüme geriliği, konjenital anomaliler, fetal mortalite ve morbiditede artış, prematüre doğum ve düşük doğum ağırlığı gözlenebilmektedir.

Hamileliğin oluşumundan doğuma kadar geçen sürede hamile kadınların günlük enerji ihtiyacına ek 300 kalori eklenmektedir. Ancak beden kitle indeksi 25-30 kg/m2 olan gebelere 1. trimesterda ek kalori verilmemektedir.

Hamilelikte toplam 925 gr kadar protein birikir ( 400 gr fetal, 100 gr plesantal, 425 gr maternal ). Bu nedenle, günlük fazladan 3, 4 gr proteine ihtiyaç vardır. Bitkisel proteinlerin hem besin değerinin yüksek olması hem de bazı aminoasitleri içeriyor olması sebebiyle beslenmede çok önemli yer tutmaktadır.

Gebelik boyunca kabızlık sık görüldüğünden yüksek posa, kabızlığı önleyecektir.

Lakto-ovo vejetaryenlerin, gebelik ve emziklilik dönemi süresince yeterli kalsiyum alması kolaydır. Buna bir veya iki porsiyon daha süt grubundan ekleme yapıldığında diyet daha sağlıklı hale gelecektir.

Elzem aminoasitler, yumurtada, soya fasulyesinde, süt ve süt ürünlerinde bulunduğundan Lacto-ovo, lacto, ovo, pesko ve polo vejetaryenlerde gebelik süresince protein konusunda ciddi sağlık sorunları yaşanmayacaktır. Ancak veganlarda planlı olarak beslenme gerçekleşmezse ciddi protein eksikliği görülebilir. Bu eksikliği ortadan kaldırmak için de veganların protein kaynağı olarak soya fasulyesini mutlaka tüketmeleri gerekmektedir.

Hamileliğin başlamasıyla birlikte minerallere olan gereksinim artmaktadır. Bu mineraller içerisinde de en önemlileri demir ve kalsiyumdur. Demirden zengin besinlerin yani kuru baklagiller, kuru meyveler, pekmez, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl ürünlerinin hamilelikte beslenme programı içinde yer alması önemlidir.

Demir emilimi için yemeklerde mutlaka taze meyve ve salataların tüketilmesi gerekmektedir (Üzüm, Kivi, Trabzon hurması, Mürver, Papaya, Çilek, Portakal, Limon, Ananas, Kavun, Greyfurt, Ahududu, Mandalina, Mango, Böğürtlen, Kızılcık, Yaban mersini, Kuşburnu, Kayısı, Erik, Karpuz, Muz, Avokado, Kiraz, Şeftali, Elma, Armut, Salatalık, İncir, Muşmula, Chili biberi (yeşil), Chili biberi (kırmızı), Kırmızı biber, Maydanoz, Brokoli, Brüksel lahanası, Lahana, Karnabahar, Sarımsak, Patates, Domates, Ispanak, Havuç, Kuşkonmaz, Pancar, Marul, Patlıcan, Soğan).

Beslenmeye ek olarak da hamileliğin 16. Haftasından itibaren demir desteğine başlanması ve doğum sonu 3 ay olmak üzere toplamda 9 ay süre ile günlük 40 – 60 mg elementer demir verilmesi önerilmektedir.

Hamilelik süresince kemik yapısını oluşturan kalsiyumun yeterli miktarda alımı, bebeğin iskelet yapısının gelişimine, annenin de kemik kitlesinin korunmasına yardımcıdır. Bu sebeple yeterli miktarda kalsiyum alımı daha sonraki dönemde osteoporoz riskini de azaltmaktadır. Hamilelerin günlük kalsiyum ihtiyacı 1000-1300 mg’dır. 240 gr (büyük su bardağı) süt veya yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacının yaklaşık 300 mg’ını karşılamaktadır. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller iyi birer kalsiyum kaynağıdır.

Bazı mikrobesinlerin eksikliğinde ise aşağıdaki durumlar gözlemlenmektedir.

  • Folik Asit eksikliğide nöral tüp defektleri
  • Demir eksikliğide anemi ve kanama
  • İyot eksikliğide kretenizm
  • Kalsiyum eksikliğide hipertansiyon, preeklampsi
  • Çinko eksikliğide anemi, nöral tüp defektleri, düşük doğum ağırlığı, anensefali

Yukarıda açıklandığı üzere gebelik beslenmesi hem birey bazında hem de toplum bazında sağlığı en temelde etkilemekte olup öncelikle hamilelik planlanmalıdır. Planlandığı şekilde gerçekleşen hamilelik hem annenin hem de bebeğin sağlık sorunlarını en aza indirdiği yapılan çalışmalarla da ortaya konmuştur. Her ne kadar ülkemizde hamilelik planlanma oranı düşük olsa da hamileliğin öğrenilmesiyle birlikte hamileliğin sonlandığı döneme kadar ve emziklilik döneminin de uzman hekim ve diyetisyen eşliğinde sürdürülmesi gerekmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: