Yoga ve Dalış 1

Okuma Süresi 3 dk, Işıl Korkmaz

Dalış çocukluğumdan beri, su altı belgesellerinde nefesimi tutarak ve heyecanla izlediğim bir aktivitedir. Buna rağmen suyun altında olma hissi birçok insan gibi beni de bir fena yapar. Uçsuz bucaksız bir su kütlesi, bilinmezlik içinde anda kalabilmek, bunlar zor şeyler. 20’li yaşların sonuna doğru ve yogaya başlamamla da beraber bende, sınırlarımı zorlama merakı başladı. Belki de küçüklükte birşeyleri yapamayacağıma inandırılmış olmanın verdiği bilinçaltı kodlarımı teker teker su üzerine çıkartmaya ve onlarla yüzleşmeye karar vermiş olabilirim, kim bilir? Yüzme biliyorum ama suya atlamak ve suyun altında nefes mevzusunu çözmekle ilgili korkularım vardı. Gerçi hala var ama şiddeti azaldı. Nasıl mı?

Yoga ve Dalış  1

Korkularım onlarla yüzleştikçe azalıyor ve hayat da böyle birşey işte. Güvenli bölgede olduğumuz sürece gelişemiyoruz. Ne demiş Amerikalı Neale Donald Walsch amcamız;

Life begins at the end of your comfort zone.

Biraz rahatımızı bozacak cesarete ve kendimize güvene ihtiyacımız var. Bunlar da başkalarının size verebileceği ya da sizin adınıza yapabileceği şeyler değil. Tam da böyle bir dönemdeyken jdive‘dan Ahmet ile tanıştım. Beklenen eğitmen karşıma çıkmıştı yine. Bir müddet dalış yapamayacağımı düşündüm ama Ahmet’in güven veren yaklaşımı ile 2017 temmuz ayındaki yoga ve dalış konseptine eşimle dahil olduk. Teknede konaklıyor olmaktan dolayı 7/24 dalış ve yoganın içerisinde olmak çok keyifliydi ve devamlı bir eğitim alma imkanı vardı. Bazen, galiba pes edeceğim dediğim anlar oldu ama yine de yılmadım. Her sabah 6’dan kahvaltıya kadar yoga ile başlayan gün, akşam 6’ya kadar süren dalış eğitimleri ve su altı gezileri, akşam dalış kapanışından sonra, yemeğe kadar süren yoga uygulaması ile bir askeri kamp atmosferinde, bazı bünyelere zor gelebilecek ama bir o kadar da keyifli eğitim ve tatil haftası geçirdik.

Dalış eğitimimiz yoğun bir şekilde 4 gün sürdü. Eğitimde beni en çok zorlayan sırtımda ağır tüp ile tekneden atlamak ve su altında maskeyi çıkartıp tekrar taktıktan sonra maske içerisinden suyu tahliye etmek oldu. Su tahliyesi eğitiminde bir yandan ağzımdaki regülatörden havanın geldiğine, burnumu kullanmayacağıma zihnimi alıştırmaya çalışırken, bir yandan da endişe etmeden ve kendimi sakinleştirerek maskeyi çıkartıp takma işini epeyce tekrarladık. Ahmet’in suyun altında maskeni çıkart işaretine “of yine mi, yok hayır yapmayacağım.” desem de (işaretle hayır anlamında kafa sallayarak tabi) sakinleşmemi bekleyip yapabileceğime inandırmasıyla, öncelikle 3-5m’de başlayan bu çalışmaları, ilerleyen günlerde 10-18m’lerde de pratik etmeye başladık. Sakinleşip zihnimi kontrol ettikten sonra, maske çıkartma takma işi korkulacak bir şey olmaktan çıktı. Su altında maskenin başına herşey gelebiliyor, kopabilir (ki bu Kaş uçak batığı dalışımızda eşimin başına geldi maalesef), buddy’nizin paleti çarpıp maskenizi çıkartabilir. Böyle birşey olduğunda şok olmamak için bu çalışmalar gerçekten çok kıymetli.

Eğitim esnasında, su altındayken regülatör ile tüpteki azotlu havayı ağızdan solumamız gerekiyor. Nefesi tutmadan ve derin nefesler almadan, sakince bir kaç saniyeye yaydığımız nefesi alırken, yine birkaç nefeste sakince vermemiz gerekiyor ki tüpteki hava bize uzun ve keyifli bir dalış yaptırsın. Nefesi verişlerdeki zorlamamız, bir sonraki nefes alışın derin olmasına -nefes açlığına- sebep olabiliyor.

Yoga pratiklerinde yaptığımız pranayama (nefes egzersizleri) çalışmaları mantığı açısından da çok işime yaradı. Tüpteki havayı tatilin son günlerine doğru daha iyi kullanmaya başladım. Bizim kullandığımız tüplerde genelde 200 bar basınç oluyordu, çıkışa geçerken minimum 50 bar basınçla çıkmak gerekiyor. Ben 70-90 bar ile çıkıyordum. Bir dalışın ortalama 40-50 dk sürdüğünü düşünürsek başlangıç için fena sayılmaz değil mi?

Eğitimler bittikten sonra teknedeki diğer dalışçılarla beraber gerçek dalışlar yapmaya başladık ve 12 dalış tamamladık. Open Water Diver olduğumuz için en fazla 18 m’ye kadar inme hakkımız vardı. Bir üst seviyedeki dalıcılar bizimle aynı rotada ama 30m’lerde dalışlarını geçirdiler. Ahmet 18m’de bize önden rehberlik etti.

Derin dalışlarda BC (su içerisinde yüzerlilik sağlayan tüp ve diğer temel malzemelerin bağlı olduğu yelek) ile yüzerlilik sağlamak konusunda çok zorlandığımı hatırlıyorum. Ahmet ara ara hava çıkart, hava bas hareketleriyle yardımcı oluyordu. Derin dalışlarda suyun içinde asılı kalma hissi yani nötr yüzerliliği sağlayabildiğim anlarda boşlukta asılı kalmak hissi muhteşemdi, sanki bir astronotsun ve uzay boşluğunda gidiyorsun gibi. Böyle anlarda bedenimde neler oluyor diye düşünüyordum. Kalçamı ve bacaklarımı o kadar çok sıkmışım ki bir seferinde, serbest bırakabildiğim an o asılı kalma hissini tam anlamıyla yaşadığımı düşünüyorum. Yoga ile bedensel farkındalığı gelişiyor insanın, nefesin ve bedenin, bedenin içerisinde sıktığın çektiğin kastığın yerlerinin farkına varıyor ve özgürleştirmeye çalıştırıyorsun minimum eforla. İşte buralar hep “where the magic happens” dediğimiz yerlerdi benim için.

Devamı yeni yazıda.. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.