Yoga ve Dalış 2

Okuma Süresi 2 dk, Işıl Korkmaz

İlk yazımda dalışın hayatıma nasıl girdiğinden, eğitimde karşılaştığım zorluklardan ve yogayla nasıl bir bağlantı kurduğumdan bahsetmiştim. Devamı biraz daha konfor alanı yaratmaya başladığım anlarla ilgili. Kıyafetleri kuşanıp derin dalışlar için inişe geçtiğimiz günlerde, bedenimi kastığımı farketmeye başladım ve su altı benim için rahat olabilmeyi, kendimi bırakabilmeyi araştırdığım bir aktivite olmaya başladı.

Yoga ve Dalış 2

Marmaris’in koylarında yapığımız dalışlarda beni en çok etkileyen yerlerden biri Atabol ve Datça Akvaryum Koyu oldu. Atabol’e tekneden zodyak ile gidip, sırt üstü suya kendimizi atarak giriş yaptık. Atabol, kıyıdan epeyce uzak olduğu için ve görünüşte referans alabileceğim bir kara parçası olmadığı için epey ürkmüştüm. Suyun altına inmemizle yavaş yavaş sakinleştik ve Ahmet’in peşinde ikili sıra halinde suyun derinliklerine doğru ilerledik. Burası balık çeşitliliği için ve amforalar bakımından zengin bir dalış noktası diye biliniyor. Bizim dalış yaptığımız gün ise ortalık süt liman görünüyordu. Tekneyi bağladığımız ve gece de konakladığımız Akvaryum koyunda ise ilk dalışımızda hemen güzel bir müren, renkli minik balıklar, uyuyan bir ahtapot ve ismini bilmediğim başka balıklar daha gördük.

Atabol’de, sallandığında ses çıkartan bir aletle 18m derinliklerde balıkları çevremize çağırdık. Sesi duyan balıklar sürü halinde etrafımızda toplanıp bizi çevrelediler. Kuma dizlerimizi koyup bir müddet onların hareketlerini izlediğimiz anı hiç unutamıyorum. Yüzlerce balık çevremizde halka yapıp çıkan sese eşlik etmişlerdi. Sanki dans ediyorlardı, bu anı kaydedebilmeyi çok isterdim. İrili ufaklı çeşitli balıklar görme şansı yakaladık. Ekipteki diğer arkadaşlardan da duydukça hangisi hangi balık öğrenmek farz oldu. En popüler olanlar orfoz, barakuda, müren, aslan balığı, deniz tavşanı oldu.

Dönüş yoluna geçtiğimizde Deniz’in hava desteğine ihtiyacı vardı. Ahmet ile hava paylaşımı yaptılar ve çıkışa doğru geçtik. Ben nefes ve hava kapasitem ile ilgili bir sıkıntı yaşamadım. Erkeklerin ciğer kapasitelerinin kadınlardan fazla olması sebebiyle daha çok hava  tükettikleri söyleniyor. Fakat deneyim, sakinlik, nefes çalışmaları, zihin kontrolü gibi çalışmalarla ciğer kapasiteniz ne kadar fazla olursa olsun hava kaynağınızı efektif kullanmayı öğrenebiliyorsunuz.

Teknedeki diğer dalışçılar bir üst seviyede oldukları için gece dalışlarını da yaptılar. Gece ay gökyüzünde süzülürken dalış kıyafetlerini kuşanıp suya atlayan arkadaşları gözden kaybolana dek, teknenin üzerinden, fenerlerinin ışığı yardımıyla takip ettik. Tatil boyunca teknenin üzerinde, ay ve yıldızlardan başka hiç bir aydınlatıcının olmadığı sessiz ve karanlık koylarda uyumanın keyfine vardık.

 Denizle ve yogayla barışmak, hayatına yeni heyecanlar, anılar katmak istersen…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.