Önce Bir Soru Gelir 

Okuma Süresi 3 dk, Işıl Korkmaz

Geçmişte yaşanan bazı anlar, günler, olaylar vardır. Şimdiye geldiğinizde hayatınızda oluşan değişimlerin ilk domino taşı olarak hatırlarsınız. Bir şey olmuştur ve sırayla hayatınızda tetiklenen yeni sürece girmişsinizdir. Hani filmlerde de olur. Şimdi yazımı yazmak için oturduğum yerden geriye bakınca anlatacağım şu sahneyi çok net hatırlıyorum.

İstanbul’da yoğun geçen bir iş günündeydim. Tüm gün bilgisayar başında olmaktan, stresten dolayı gergindim. Kendim için yapabildiğim tek nefes alma yöntemim ise sigara ve çay molalarıydı. Çalıştığım yerin bulunduğu konumundan boğaz köprüsünün sevimsizliğine (iş molalarında bakınca sevimsiz gelirdi hep) bakıyordum. Yükselen beton yığınları arasında, ben buraya ait değilim aslında hisleriyle bu anı tek başıma geçiriyordum. O zaman henüz yogaya başlamamıştım. Bedensel, zihinsel farkındalığa dair fikrim yoktu. Pek bu tip kitaplar filmler etkinliklerle ilgilenmezdim. Şimdi baktığımda tamamen kaybolmuş bir zihin haliyle nasıl zorlandığımı anlıyorum.

Sigaramı attıktan sonra biraz daha kalıp uzaklara doğru boş boş bakmak istedim. Bir düşüncesizlik hali ve boşluktan sonra içimden bir ses – o sesin ben olmadığıma yemin edebilirim –  “Artık hazırlanmalısın” dedi. Bunun o zaman çok spiritüel bir an olduğunu hissetmiştim fakat tanımlayamıyordum. Sonra bir soru sordum “Ne için hazırlanacakmışım?”. Bir süre sonra tekrar bir düşüncesizlik hali ve bir cevap belirdi,  “Anneliğe”. Anneliğe mi? Güldüm kendime acaba kafayı mı yiyordum? O zaman, kocamla sevgiliydik ama evli değildik. İlişkimize dair de çok gel gitler yaşadığımız bir dönemdi. Çok çalışıyor az kazanıyordum. İş görüşmelerinde kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz diye sorduklarında verecek bir cevabım da yoktu. Çünkü bilmiyordum. İstemediğim bir yerde oturmak zorundaydım (!) ve yıllarca böyle bir hayat için mi okuyup didindiğimi düşünüp sinir oluyordum. O dönemde istediğim son şey de bir gün anne olmak fikriydi. Bir çocuk zırıltısı hatta çocukların kendisine dahi tahammülüm yoktu. Hani şu toplu taşımada çocuğu ağlayan annelere cık cık yapan sevimsiz bir insandım.

O günden bugüne değişen çok şey oldu. 

Şimdi 33 haftalık hamileyken ve çok sevdiğim bebeğimi (yıllar önce bir gün turist olarak gelip de çok yaşamak için sevdiğim) Amsterdam’da dünyaya getirmeyi beklerken, aradan geçen 6 senede yaşadıklarımın, beni bugüne nasıl hazırladığını daha iyi anlayabiliyorum. 

Bu yazıyı okurken, bulunduğun yer, bedeninde ve zihninde hissettiklerin tesadüf değil. Seni, beni bu noktaya getiren yaşadıklarımız, haliyle seçimlerimiz, farkında olarak ya da akışına bırakmış bir şekilde. 

Zaman zaman ait olmadığını hissettiğin bir hayatı yaşıyorsan ya da çok keyif aldığın bir düzen içindeysen geriye sarıp bakmak serbest. Tam olarak ne zaman işler rayından çıktı? Ya da tam olarak ne zaman iç sesini duydun ve kontrolü eline aldın?

Küçükken okulda öğretilen sayı doğrusu gibi.. – sonsuz dan + sonsuza bir doğru üzerindeki noktadayız ve sürekli yer değiştiriyoruz. Her an ne olup bitiyor diye içimize baktığımızda gelen sesleri duyabilmek, ihtiyaçlarımızın, önceliklerimizin, bizi yönlendirenin kaynağını anlamak mümkün. Sonra hayatımızı yönlendirmek için opsiyonlarımızı görebilmek bizim elimizde. Belki önce bir soru gelir tohum olur sonra büyür bir fidan olur 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

WordPress.com'da bir web sitesi veya blog oluşturun

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: